11/11/2009 - Seven, sevdiğinin yolunda olur
 İnsanın, inanmak, sevmek, korkmak, kalbindedir. İtikad eden, yani iman eden ve kafir olan, kalbdir. Kalbi temiz olan, İslamiyet’e uyar, kötü olan ise İslamiyet’ten uzaklaşır. Güzel, iyi ahlakın ve kötü huyların yeri kalbdir. Kalb, yürekte bulunan bir kuvvettir ki, buna gönül denir. Bedendeki bütün organlar, kalbin emrindedir.
Bir kimseyi sevmek için, onun yolunda olmak, onun sevdiklerini sevmek lazımdır. Bu sebeple her müminin, Resulullah efendimizi çok sevmesi lazımdır. Onu çok seven, Onu çok anar, çok söyler, çok över. Hadis-i şerifte; (Bir şeyi çok seven, onu çok anar) buyuruldu.
Resulullah efendimizi çok sevmek lazım olduğunu bütün İslam alimleri uzun yazmışlar, bildirmişlerdir. Hadis-i şerifte; (Bir kimse, beni çocuğundan ve babasından ve herkesten daha çok sevmedikçe, iman etmiş olmaz) buyuruldu. Yani imanı olgun olmaz. Allahü teâlâyı sevenin, Onun Resulünü de sevmesi vacibdir ve salih kulları da sevmesi lazımdır.
İslam ilimleri ve İslam alimleri ile alay etmek küfür olur. İslam alimine söven, kötüleyenin imanı gider. Fısk ve bid’at sebebi ile sevmemek, lazım olur ise de, dünya işleri sebebi ile sevmemek, günah olur. Salihleri sevmemek de böyledir. Hadis-i şerifte; (Üç şey imanın lezzetini artırır: Allahü teâlâyı ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemek) buyuruldu.
İbadeti çok olan mümin, ibadeti az olandan daha çok sevilir. İsyanı daha çok olan, küfrü ve fuhşu yayan kâfirleri daha çok sevmemek lazımdır. Hadis-i şerifte; (Allahü teâlânın bazı kulları vardır. Bunlar, Peygamber değildir. Peygamberler ve şehitler, kıyamet günü bunlara imrenirler. Bunlar, birbirini tanımayan, uzak yerlerde yaşayan, Allah için birbirini seven müminlerdir) buyuruldu.
Allah için düşmanlık edilmesi lazım gelenlerin başında, insanın kendi nefsi gelir. Sevmek demek, onların yolunda bulunmak demektir. İmanın alameti de, “Hubb-i fillah ve buğd-i fillah”tır. Peygamber efendimiz; (İbadetlerin en kıymetlisi, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır) buyurmuştur.
Allahü teâlâ, dinleri, Peygamberleri, kalbi temizlemek için göndermiştir. Kalbi temiz olan, herkese iyilik eder, dünyada, rahat, huzur içinde yaşar ve ahirette de, sonsuz saadete kavuşur. Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okuyup, öğrenip de, öğretmeye çalışan ana, baba, evladı için büyük nimettir. Böyle olan kitap, dergi, gazete, radyo ve televizyonlar da, bütün millet için büyük bir nimettir. Etiketi ne olursa olsun, Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okumamış, okusa da anlayamamış olan bir kimsenin, İslamiyet hakkındaki sözleri, yazıları, kıymetsizdir.
İnsan, dinine ve emanetine güvendiği salih kimselerle arkadaşlık etmelidir. Yahudiler ve Hıristiyanlar, Peygamberlerini sevdiklerini söylüyorlar ise de, onların yolunda olmadıkları için, ahirette Peygamberlerinin yanında olmayacaklardır. Yüksek ruhlar, sevdikleri ruhları yukarı çekerler. Alçak ruhlar da, aşağı çeker. İnsan, öldükten sonra, ruhunun nereye gideceğini, dünyada sevdiklerinin halinden anlamalıdır.
Netice olarak insan, bir başkasını, tabiatı gereği, akıl icabı yahut kendisine yaptığı iyilikler sebebiyle veya Allahü teâlânın rızası için sever. Seven, sevdiğinin yolunda bulunmazsa, sevgisi sahih olmaz. Sevmenin en kuvvetli alameti, sevdiğinin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir. Dünyada birbirini seven kimselerin ruhları birbirlerini cezbettiği gibi, kıyamette de birbirlerini cezbederler. İnkâr edenleri seven, onlarla birlikte Cehenneme gider. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi: (İnsan, dünyada kimi seviyorsa, ahirette onun yanında olacaktır.)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/9/2009 - Hayırlı Bayramlar dilerim cümlemize

Bir nes'e ve sevinç,bir huzur ve saadet günü olan Bayram,Ramazan ayı boyunca oruçunu tutan,namazını kılan,zekat ve fıtır sadakalarıyle kimsesizlere,yoksulları gözeten mü'minlerin en şerefli günlerinden biridir... Bu şerefli Bayram gününde ,islam insanının,yani müslümanların vazifesi,kalblerindeki iman ışığıyle maddede ve manada birliğe,kardeşliğe erebilmek için her türlü perişanlıktan ,çekişmeden,ayrılıktan kurtulmaya çalışmalıdır...Bayram yapmanın değeri de buradadır... Evet sevgili dostlar, Bayram bize hangi ruh ve şuuru vermelidir..? Bayram,kinimizi,hırsımızı,şeytanımızı kül oluncasına yakmalı,bizi birliğe,kardeşliğe erdirmelidir... Bayram,dargınlarımızı bir daha darılmamasıya barıştırmalı,kırgınlık ve kızgınlıkları silmelidir.. Bayram,müslümanın ruhunu güldürmeli,gönlünde bir seher nes'esiyle bahar havası estirmelidir... İşte,mübarek Bayram bu havasının bize tattıracak duygu,Nur-u imandır... Bayramın bu şuuruna erdirecek ruh,şems-i Kur'an'dır.. Bayramın bu yolunda yürütecek güç,feyz-i islamdır... Ne mutlu bize ki,imanla,Kur'anla ve islam la yaşiyoruz... evet ,değerli kardeşler,dinimizin şeairi arasında en parlak,ve en muhteşem bir yer şahip olan Ramazan ayına veda ediyoruz.. tıpkı cemaaatle kılınan namazda olduğu gibi,nimetlere şükür manasıyla ülke buyük bir çoğunluğu hep birlikte oruç tuttu,aynı saate iftar etti. akşam ezanı yaklaştıkça eve ulaşmak için koşuşturanlar,pide kuyruklarına bekleyenler ve trafik yorgunluğunu aşarak evine ulaşmak isteyenlere hali ,kıble istikametine yönelmiş,insanların beraber tekbir almasından, pek de farklı değildi. sonuçta herkes ortak bir hedefe yönelmişti.. oda ezan ile yapılacak ilahi davete icabet etmek,"Allah'ım! Senin için oruç tuttum,Sana inandim, Sana tevekkül ettim,ve Senin verdiğin rızıklarla iftar ettim " duasıyla iftarını açmakti.. ve işte Bayram arıfedeyiz.. Peygamberimiz s.a.v. ,bayramı:"yeme ,içme,ve Allah'ı zikir günler "olarak tarif etmiştir..(Ebu Davud) Bayramın yeme,içme günü olması,tabi ki helal dairesinde olması ile sınırlıdır.. oruç tutmak Bayram günlerinde haramdır.. Bayram günlerinde eğlence ve sevince ,meşru olması koşuluyla izin verilmişti. Bayramlarda önceden hazırlanması,gusledilmesi,güzel kokular sürülmesi,ihtiyaç sahiplerinin bayrama sevinçli girmelerini temin için fitrenin namazdan önce verilmesi,ve namaza giderken tekbir getirilmesi menduptur.. bu güzel günlerde güzel davranışlarda bulunmak gerekir. Dost kazanmak,olan dostlar ve kirgin olduğumuz kişileri ziyaret etmek,anne-baba ve akrabalarımıza ziyaret veya aramak suretiyle hayır duasını almak, kimsenin ziyaretini gitmediğini düşündüğümüz kişilere giderek,onların gönlünü almak,hayır kurumlara yardım etmek , Allah'ı zikretmek,bayramda yapılacak en iyi şeylerden arasındadir.. Mevlam c.c. hakkiki Bayramlar ulaşmamızı nasip eylesin inşallah. oda nasıl olacak? mümin dünyadaki imtihanı başariyle kazanarak,cennet ve özelliklede Mevla'sının rızası kazanarak hakkiki bayramlar ulaşmiş olacaktir.. dilerim Mevlam dan bu mübarek günler hürmetinle,canım Efendim s.a.v hatırına,sevdiği tüm dostlar, evliyaların hürmetinle,Rabbim Ümmedi Muhammedi günahlarını,isyanlarını,kusurlarını bağışlasin ve yolarımıza açsin. Mevlaya ulaşabilmek için,affına lazik olabilmek için Rabbim bizlere cümlemize hidayet,merhamet, sarsılmaz iman,salih kalb versin.amin. Hayırlı Bayramlar dilerim cümlemize
dua ile

|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/7/2009 - kurtulmak için ihtiyacimiz olan herşeyi islam dininde mevcud..

 Günümüzde insanların çoğu din ahlakından uzak bir yaşam sürmektedirler. Bazı insanlar dine bir ön yargıyla baktıkları için de, din ahlakını yaşamaktan korkmaktadırlar. Dindar insan denince pek çok insanın aklına yobaz, insanlarla olan diyaloglarından, sanattan, estetikten, sosyal hayattan elini ayağını çekmiş insanlar gelir. Hatta din ahlakını yaşamaya başlayan insanların tüm güzelliklerden mahrum olacakları gibi bir inanış da oldukça yaygındır. İnsanların birçoğu günlük hayatın koşuşturmalarıyla Kuran ahlakının aynı anda yaşanamayacağına inandırmıştır kendini. Bazı insanlar ise din ahlakını yaşlandıklarında yaşayacaklarını düşünerek, yapmaları gerekenleri ertelerler. Bunun en önemli sebebi insanların çoğunluğunun da kendileri gibi düşünüyor olmasıdır.
Aslında insanların böyle yanlış düşünmelerinin temelinde Kuran’ı tam olarak bilmemeleri ve gerçek dinle hurafeleri karıştırmaları yatmaktadır. Allah insanları din fıtratına göre yaratmıştır. İnsanları yaratan da dini yaratan da Allah’tır. İnsan dünyada tam anlamıyla din ahlakını yaşar ve uygularsa tam bir huzur içinde yaşamış olur. Kuran’da insanların din ahlakını kolaylıkla uygulayabilecekleri şu ayetle bildirilmektedir: "…O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dininde olduğu gibi." (Hac Suresi, 8) Kuran ahlakını yaşamak son derece kolaydır çünkü dinin özünde güzel ahlaklı olmak vardır. Güzel ahlak, dürüstlük, samimiyet, şefkat, merhamet ve güzel söz de insanların en çok hoşlandıkları şeylerdir. İnsanların güzel ahlak göstermesi ancak vicdanlarını dinleyerek olur. Vicdanlarını dinlemeyen insanlar ise sadakatsiz, vicdansız, samimiyetsiz, yalancı ve ikiyüzlü insanlardır. Din ahlakını yaşamak insanı sosyal hayattan, güzellikten, sanattan ve estetikten alıkoymaz, aksine insana daha çok zevk verir. Vicdanları mutmain olan müminler, vicdanlarında hiçbir sıkıntı hissetmemenin rahatlığıyla hoşsohbet, neşeli ve dışadönük insanlar olurlar. Her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunun bilinciyle davrandıklarından, sahip olduklarını kaybetme konusunda endişeye ve tevekkülsüzlüğe kapılmazlar. Bu da, onların nimetlerden daha fazla zevk almalarını sağlar. bildiğiniz gibi ben acizane gülay kardeşiniz hristiyan dinden islama geldim.. memleketim almanyada yaşadiğim 16 yaşima kadar,şu anda bir çok müslüman genç şahip olmak istediği herşeyim vardı.. ama bir şeyler eksikti ki,istediğim,arzuladiğim huzur bir türlü hissetmedim.. islama geldiğim zaman,Allah c.c. ve Onun Rasulüne sevgisi öyle derinden duydum ki yüreğime,bir anda arzuladiği tüm güzellikler kavuşan kişi duyduğu mutlukuk ve huzur hissettim.. her şeyi bu Hak din islama mevcud.. kaldiki,ahlak,medeniyet,gibi güzel vasiflar batı alemi bizim sanlı ecdadımızden almiş..ne yazık ama yaşadiğimiz zamanda müslümanlar batı sapıklık peşindeler.. Bediüzzaman Said Nursi de Şualar isimli eserinde insanların kolay ve güzel bir yaşama ancak samimi olarak din ahlakını yaşadıklarında kavuşabileceklerini şu sözlerle dile getirmektedir: “İman ve tevhid yolu, gayet kısa ve doğru ve müstakim ve kolaydır. Ve küfür ve inkâr yolları gayet uzun ve müşkilâtlı ve tehlikelidir. Demek bu istikametli ve hikmetli ve herşeyde en kısa ve kolay yolda sevkedilen bu kâinatta, elbette şirk ve küfrün hakikatları olamaz ve îman ve tevhidin hakikatları, bu kâinata güneş gibi lâzım ve vâcibdir. Hem ahlâk-ı insaniyede en rahat, en faydalı, en kısa, en selâmetli yol ise sırat-ı müstakimde, istikamettedir.” (Şualar Sf.490) selam ve dua

|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/5/2009 - Sakın gururlanma, kibirlenme yada büyüklük taslama.

Rabbimiz Yüce Allah (cc) biz insanları yaratırken et, kemik ve kandan yaratmıştır. Bu üç madde çok çabuk bozulan, çok çabuk yıpranan ve ruh bedenden ayrıldıktan sonra hiç işe yaramayan hammaddelerdir. Rabbimizin bizleri bu şekilde yaratmasının sebebini bazı islam alimlerimiz şu şekilde yorumlamışlardır. Rabbimiz Yüce Allah (cc) “Ey kulum düşün. Ben sana dünyayı sallayabilecek ya da yeri yerinden oynatabilecek potansiyelde akıl ve fikir verdim. Sakın gururlanma, kibirlenme yada büyüklük taslama. Aslında sen gözle bile görülemeyecek kadar küçücük hastalık mikroplarına yenik düşecek kadar zayıfsın. Tırnağının büyümesine engel olamayacak kadar zayıfsın, uykun geldiği zaman göz kapaklarına hakim olamayacak kadar zayıfsın. Bazen elinde yada cebinde olan bir malzemeni başka yerde arayacak kadar zayıfsın. Bu yüzden aklına güvenipte kendi başına iş yapmaya kalkışma, devamlı olarak beni an, bana ibadet et, bana güven. Şüphesiz herşeyi bilen, her şeye gücü yeten Yüce Allah’tır.” buyurmaktadır. Kara topraktan çıkan bir gül tertemiz kokarken, pırıl prıl gözükürken, insanın kendine bakım yapmadığı takdirde durumu gerçekten düşündürücüdür. Açlığa, susuzluğa ve uykusuzluğa dayanamamız hep acizliğimizin göstergeleridir..

|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/5/2009 - duada samimi ve ısrarlı olmalıdır..
 Rasulüllah s.a.v. Efendimizin belirttiği gibi yüce Rabbimiz öyle zengindir ki,Kendisinden istedikçe hoşnut olur.. Kendisinden istemeyene kızar,kapısını çalmayana gazap eder.. Onun c.c. kapısı herkese açıktır.. bütün kullara her istediklerini verse,hazinesinden hiç bir şey eksilmez.. O,c.c.affedilmek isteyeni affeder,hidayet isteyeni hidayete ulaştırır,sıhhat ve afiyet isteyeni rahatlığa kavuşturur,rızık isteyeni genişliğe çıkarır,ateşten korunmak isteyeni cehennemden uzaklaştırır... sevgi ve rızasını isteyeni Rahmetinle destekler,cennet yoluna sevkeder.(Buhari,Müslim) kısaca Kendisinden isteyeni seven,her istenene gücü yeten yüce Rabbbimiz'den bir şeyi isterken devamlı ümitli ve tevazu içinde olmalıyız.. "bir kere istedim verilmedi" demek yanlıştır..Allahu Teala'dan bir şeyi istemek kendi başinda bir ibadettir.. her ibadete en azından on sevap verilir.. Rasulüllah s.a.v. buyuruyor ki: "insan,"ben Allah'tan istedim de bana isteğim verilmedi "demediği ve istemeye devam ettiği müddetçe,istediğini kendisine verilir"(Müslim) dua ederken,kul kimden ne istediğini bilmelidir..yani dil ucuyla değil,kalbin içiyle dua etmelidir.. çünkü kalp ile yüce Allah arasında gafletten başka bir perde yoktur.. Efendimiz s.a.v in şu müjdesi duaya sarılmak için yeterlidir.. "Allahu Teala ,yeryüzünde dua eden hiç bir müslümanın istediğini boş çevirmez,muhakkak bir karşılık verir..ya kulun istediği şeyi verir,ya onun yerine kendisinden bir kötülük kaldırır, ya da isteğinin karşılığını ahirete saklar" (Tirmizi) demek ki,kul Rabbinden bir şeyi ister,Rabbi onu dinler,ancak verilecek şeyi O c.c. tercih eder.. bu ,hastanın durumuna benzer... hasta dokdoruna rıca eder,ondan şifa bulacağını umduğu bir şeyi ister... fakat dokdor bazen hastanın arzu ettiğini değil,baska bir ilaç verir.. çünkü,hastanın şifa sebebi o ilaç da... yani,"Rabbim! " diye yakaran hiç bir kul eli boş dönmez... ayrıca mü'min ,sadece ihtiyaç ve sıkıntı anında Rabbine yönelmez.. aksine,genişlik ve rahatlık içinde bulunduğu zamanlarda da duayı ihmal etmez ki, darlık ve sıkıntı zamanlarında yüce Allah onunla birlikte olsun.. Rasulüllah s.a.v. Efendimizin bu konudaki tavsiyesi açıktır.. "kim sıkıntı ve güçlük içinde bulunduğu zamanlarda duasının kabul olunmasını isterse, bolluk ve mutluluk zamanlarında çok dua etsin."(Tirmizi,Ahmed,b,Hanbel)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda

Sevgi bazen bir güldür sunulan,bazen gözyaşıdır süzülen,bazen de bir duadır,dostu gıyabında Mevlaya gönderilen...
Son Yazılarım
Seven, sevdiğinin yolunda olur
İBÂDETİN KIYMETİNİ BİLMEMEK İBÂDETTEN ZEVK ALMAYA ENGELDİR
Stres ve Tevbe
Gözümün Nuru Namaz
Allah sevgisi testi
Sen Yeter ki, Herşeyin Sahibi’ne (c.c.) Teslim Ol ..!
HADİSLERLE DİRİLMEK ve PEYGAMBERLE YAŞAMAK
Mahşer Anı
Yalnızlık Halleri
Takva ve Tevbe

|